Yazmayalı çok uzun zaman olmuş. O kadar çok olmuş ki artık bi-focal lenslerimi takmazsam sürekli imla hatası yapabilirim.O zamandan bu zamana yollarda çok zaman geçti. Nisyros, Marsilya (FIDLab), Karadeniz Amlakit-Pokut, Batum (Alternative Wave), St Moritz (Les Arc) , Köln ve Hamburg'a ilk kez gittim.
Eskiler geçmişte kaldı. En son seyahatten başlayayım. Hamburg'un ne kadar güzel olduğunu bugüne kadar kimseden hiç duymadığıma şaştım. Berlin herkesin gözünü kamaştırıyor anlaşılan.Pırıl pırıl gökyüzü ve insanı kendine getiren serin havada Hamburg'u yürüyerek gezdik. Liman şehirlerine has yapılar arasında enfes manzaralar yakaladık. Yapımı çok uzun süren ve hala tamamlanmamış olan Elbphilarmonie Hamburg binasını ancak dışından görebildik. Denizin dalgalarını taklit eden mimarisi hayranlık uyandırıyor
Hamburg Film Fonu'nun bulunduğu mahalle Cihangir'e benziyor. Sakin, sanatçıların yaşadığı ve takıldığı, ilginç dükkanların olduğu bir semt.
Şehirde Berlin'de olduğu gibi Türkiye'den gelip yerleşmiş olan çok insan var. Taksilerde ve lokantalarda karşılaştık, sohbet ettik.
Hamburg Film Festivalinin merkezi kaldığımız otele çok yakındı. Festival sineması şehrin tarihi yapılarından birinde yer alıyor. 'Kor'un gösterimi de orada yapıldı. 'Rauf' da festivalde gösteriliyordu, Barış Kaya ve Soner Caner ile tanıştık.
Hamburg Kuntshalle'de saatlerce dolaştık. Bir günde her şeyi görmek imkansız. Beğendiğim işlerden biri de bu idi. Kimin olduğunu not almamışım.
Son gün uçağa binmeden önce Cristian Mungiu'nun Mezuniyet'ini Cinemax'ta izledim . Müthiş bir canavara dönüşmüş sistem, bürokrasi eleştirisi ve 'aslında herkes iyi niyetli' lafının ne kadar boş olduğunun cevabı olmuş
No comments:
Post a Comment