Eave 3. workshop bu sene Prag'ta yapıldı. Eave'ye katıldığımdan beri bu workshop'a gidiyorum. Hem bir nevi eve dönüş oluyor, kendi atölye günlerimizde dönmüşüz hissini de veriyor hem de bi sürü fikrin sağlamasını yapıp, yükselerek İstanbul'a dönüyorum. Eğer atölye grup liderimiz Diana Elbaum da oradaysa buluşma daha da özel bir hale geliyor. bu sene olduğu gibi grubun o güvenli ortamına geri dönüyoruz.
3. workshop'ta atölyeye proje ile ve projesiz katılanların bir nevi sunumu gibi oluyor ve ortak yapım marketlerinde olduğu gibi onetoone toplantılar yapılıyor. Benim için de hem KB'ye davet edeceğimiz yeni yapımcılar ile tanışmak ve önümüzdeki sene için planlarımız ile ilgili görüşmeler yapmak için çok önemli bir fırsat oluyor. Özellikle de yeni trendler üzerine konuşmak ve orada bulunan expertler görüşmek sonunda da Tina ile fikir alışverişi yapmak için uygun bir ortam oluşuyor. Geri dönüşerde yeni bir heyecanla işe sarılma gücü veriyor.
Bavul yaparken hava durumuna bakıp da gece 7 dereceyi görünce oldukça moralim bozuldu tabii. İstanbul yaza dönmüşken soğuğa katlanmak hiç de iyi gelmeyecekti. Kışlıklar ile ilk defa bavul başında buluştuk. İki gece kalacağım için bu sefer kabine alacağım bir bavul hazırlamayı ve tüm kozmetik vs sıvıları da küçük şişelerde ve şeffaf çantaya yerleştirmeyi başardım. Meğerse bu da başka bir uzmanlıkmış. Prag dönüşü bavuldaki tüm sıvıları X ray'den önceden çıkarıp kutuya koymadığım için uyarıldıktan sonra tüm rutini öğrenmiş oldum. İstanbul'da böyle bir şey talep etmiyorlar.
Eave'de eski arkadaşlar ile buluşmak ve görüşmeyeli yaşadıklarımızı konuşmak, haberleri paylaşmak çok keyifli oluyor. Ben gittiğimde seminerler bitmişti. Beste senaryo atölyesi için bir hafta önceden Midpoint'e gelip aynı zamanda Eave panellerine de bu program kapsamında katıldığından bana watsaptan yazıyordu. Beğendiklerinin arasında TV series ve daha önce birlikte bir 360 - VR paneli düzenlediğimiz Arne Lugwig'in konuşmacı olduğu paneli de var. Ne yazık ki onunla Prag'ta görüşemedik. Benim toplantılar bittiğinde Beste İstanbul uçağına doğru gidiyordu.
İki gün boynca farklı ülkelerden yapımcılar ile görüştüm. Özellikle komşulardan ve diğer ülkelerdende iş yapabileceklerimizi seçmiştim . Cihan Aslı Filiz ve Anna Maria Aslanoğlu bu dönem Türkiye'den katılan yapımcılar. Onların da önerdikleri ile yapımcılar ile de yemeklerde biraraya geldik. Belgeselciler le de biraraya geldik. Görüştüğüm yapımcıların neredeyse tamamının Türkiye'de yapmak istedikleri veya burada devam eden işleri olması güzel sürpriz oldu.
Otel şehrin merkezine uzak olduğundan daha önceki gelişlerimde hissettiğim Prag'ta olma duygusunu ancak bir gece Çek yapımcının önerisi olan lokantaya gitme planını uygulayınca yaşadım. Kaybolmayı göze alarak elimde adres ile tramvaya binerek yola çıktık. Benimle beraber gelme cesaretini gösteren Julie , Lindsay ve o gece tanıştığım Cecille ile tramvaydan inince eski şehrin sokaklarında yürüyüp Amerikan konsolosluğu yakınındaki St Martin isimli lokantayı kolayca bulduk. Avlusu da olan çok güzel bir yer. Herkes bir festivalden ya da marketten geldiğinden anlatacak çok konumuz vardı.
Yeni trendler VR, 360' film yapma, episodic ve augmented storytelling üzerine bildiklerimizi ve yeni öğrendiklerinizi anlattık. Bundan sonra neler yapabiliriz üzerine de konuştuk. İmkanlar ve bütçeler el verdiği kadar beni de çok heyecanlandıran yeni hikaye anlatma, film yapma yöntemleri konusunda bir şeyler yapmaya devam edeceğiz. Julie ve Lindsay'in düzenlediği Fantasia festivali ve ortak yapım marketindeki yenilikler de çok ilgimi çekiyor. Tür üzerine yapılan belgeselleri ilk defa duydum. özellike yapılamayan korku filmleri hakkında olanı merak ediyorum.
Dönüş günümde şansıma hava açtı ve uçağım da geç saatte olduğundan gezecek zaman oldu ve bu sefer şehir merkezine gündüz indik. Galerie Rudolfinum'da A Film as Art Last Year In Marienbad sergisini gezdik . Bu sefer Julie'nin önderliğinde Prag'ın en eski Koşer lokantasında yemek yedik. Ardından da sokaklarda güzel havanın tadını çıkarak dolaştık. Bize Visit films sales şirketinin kurucusu Ryan da katıldı. Kendisinı tanımıyordum ama şirketin ismini duymuştum. Gözetleme Kulesini dağıtmışlar. Çok aktif ve çok çalışkan . Sisteme kafa tutan bir proje geliştime, yapım ve dağıtım fonu oluşturmuş ismi de Pretty ________ Pictures. Pretty good da olabilir Pretty amazing de :-) dedi. Cesareti ve kendine güvenine gıpta etmemek mümkün değil.
Dönüş saatim yaklaşırken Julie ve Lindsay ben bulamam dediğim için metroya eşlik edip hangisine bineceğimi de söylediler. Doğru metroya bindim ama indiğimde meydan hiç tanıdık değildi ve oteli bulmam biraz zaman aldı. Son dakika yetiştim .
Dönüşte gelirken yanımda oturan ve Amerika'da sinema okuyup yapımcı olmaya karar vermiş Koç Universitesi genç ile karşılaştım. Bu sefer yanyana düşmedik. Bagajı kabine almak şahaneymiş, İstanbul'da inince hiç beklemeden taksiye atlayıp eve geldim.
Susan Vega Lover Beloved Songs From an Evening with Carson McCullers bu akşamım sürprizi oldu. Güzelmiş.
No comments:
Post a Comment