Wednesday, August 15, 2012

Locarno 4-7 Ağustos 2012



Locarno'ya yolculuk 1 haftalık kısa tatilde fena halde zehirlenme sonrası ağır gelecek diye korktum. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi ve aksine kendii vardıktan sonra iyi hissetim. Şiddetli yağmurdan gelen serinliğin etkisi olsa gerek.
Azize ile Locarno merkezde kalmayı tercih edince kalan tek odayı paylaşmayı kabul ettik. Oda kocaman ve göl kıyısında. Bunda önce Cannes'da kaldığımız minicik odaları düşününce bu saray gibi hem de festival merkezine de yürüyüş mesafesinde. Ersan ile beraber aynı uçakta idik. Uçak 10:00 da indi, 13:30 a kadar festivalin servisini bekledik. Çok trafik vardı akreditasyondan sonra odaya geldiğimizde saat 16:30 olmuştu bile. Festivale gidince ilk günün neredeyse tamamının yollarda geçmesi acıklı oluyor.
http://www.filmneweurope.com/

Azize filme koşturdu yağmur altında ben de görüşmek istediğim insanları yakalamak umudu ile Industry Kokteyline. Mekanı bulmak yağmur altında zaman aldı ama birkaç randevu yapma fırsatı buldum. Bardak değil kovadan boşalan yağmur altında pek de uzun sürecek gibi değildi kokteyl.
Guillaume de Salle iyi bir haber ile ipucu verdi, sevindim.
Ersan ile çıkıp yemek yedik. Gölün diğer tarafında Ascona'da festival partisi varmış ama ikimizin de servislere binecek halimiz yoktu. Otellerimize gittik.


Locarno çok güzel bir şehir. Geçen seneden beri beni bu civarlara üçüncü kere geliyorum.  2011 Ekim'de decision maker olarak katıldığım  Eave workshop Lugano'daydı.  Orası da çok güzel. Şansımıza Locarno'da yağmur peşimizi bırakmadı, dolayısı ile de gündüzleri  hava oldukça nemliydi.

Ertesi sabah Open Doors - Balkan ülkelerinin konu oldupu Step In Day idi . http://www.pardolive.ch/en/Industry/Industry_days/Industry-and-Open-Door-Key-Events/August5th
Dağıtım konulu seminer Film New Europe - Anna Franklin  www.filmneweurope.com tarafından organize edilmiş. Dağıttıkları flyerdaki ülkelerin arasında Türkiye'yi göremeyince şaşırdım, oysa Anna Franklin Köprüde Buluşmalar ve İstanbul Film Festivali haberlerini çok yakından takip ediyordu. Seminerde tüm Balkan ülkeleri film merkezleri ile dağıtımcılar sorunlarını ve güncel durumu paylaştılar. Şu anda tüm arthouse film yapımcı ve dağıtımcılarının yaşadığı sorunlardan çok da farklı değil. Dijitale geçiş konusunda ise rakamlar değişiyor, Bulgaristan'da durum içler acısı iken Litvanya oldukça umut verici rakamlar verdi.

Anna Franklin ile panel sonrasında konuştum. Film New Europe  ülkelerin film merkezleri ve Media tarafından desteklenen bir haber internet sitesi, destekleyen ve dolayısı ile üye olan ülkelerin film sektörleri ile ilgili haberleri duyurmaktalar. Festival sırasında haberlerimizi takip ettiler, sitesinde şimdi de izlemek mümkün.  Türkiye'den yeni haberlerin yer alması için artık minimum  bir finans desteği sağlamanın  gerektiğini aksi takdirde diğer üyelerin tepki gösterdiğini anlattı. Yakın zamanda bir webTV de başlatmışlar, bizden haberlerin yer alması için ne yapabiliriz düşünmek, çalışmak gerekiyor.

Open Doors bu sene Afrika ülkelerinden projelere yer vermiş. Yapımcılar ilgilendikleri projeler ile birebir toplantılar yapıyor. Sabahki panel bizim kaldığımız otelde gerçekleşiyordu. Open Doors proje toplantıları ise festival merkezine yakın başka bir binada yapılmakta. Her mekan birbirine yürüyüş mesafesi uzaklıkta. Sinemalar için aynı durum söz konusu değil, servis veya taksi kullanmak gerekiyor. Özellikle bu sağanak yağmur altında kolay olmadı birçokları için.
Sabah Cedomir Kolar ile karşılaştık kahvaltıda. Köprüde Buluşmalar'dan bir proje ile görüşmeye devam ediyorlarmış. Sevindim. Sohbet ederken herkesin beğendiği Cinemart ve Berlin Co-production markette çok popüler olan Hindistan projesi 'Lunchbox'un yapımcısı olduğunu öğrendim. Berlin'de public pitching'lerini dinleme fırsatım olmuştu. Oldukça etkileyici idi, yönetmen elinde bildiğimiz metal sefertası ile sunumunu yapmıştı.

Locarno'da beklediğimden daha fazla toplantı yapma fırsatım oldu. Önümüzdeki sene için önemli görüşmeler yaptık. Bir de Piazza Grande'de film seyretmeyi denedik ama sağanak altında pek de mümkün olmadı ne yazık ki.

Son akşamı Almanlarla yemek yiyerek noktaladık. Ascona'yı da bu sayede görmüş oldum. Biz o civarda başka bi lokantada yemek yiyecek olan Roberto ile taksi ile gittik ama Teresa bisikletle gelmeyi başarmıştı. Akşam nasıl döndü bilmiyorum ben tek başıma biraz ürkerdim herhalde.


Bundan sonraki ilk festivalde bisiklet kiralamaya karar verdim. Kimbilir belki İstanbul'da da bisiklete binmeye başlayabilirim.



No comments:

Post a Comment